Akademi Dergisi
2.12K subscribers
60K photos
25.2K videos
370 files
7.54K links
Çok önemli: Telegram bu kanalı yıllardır sansürlenemektedir. Paylaşımlarımızın Telegram uygulaması içinde yayılmasına izin vermemektedir. Kanaldaki takipçi ve görüntüleme sayıları da gerçek değildir. www.mfs.tv
Download Telegram
NYT: ABD'deki vaka sayısı resmi açıklamanın 6 katı

ABD'de Covid-19 nedeniyle yaşanan can kayıplarının resmi rakamların 6 katı olduğu ileri sürüldü.

ABD’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) ölümlerinin raporlarda belirtilen rakamlardan daha fazla olduğu iddia edildi.

New York Times’in, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) kayıtlarına dayanarak hazırladığı haberde, salgından en çok etkilenen ülkedeki 7 eyaletin ölüm kayıtları incelendi.

Son 5 yılın ölüm oranları ile karşılaştırmalar yapılan haberde, 8 Mart-11 Nisan tarihleri arasında New York, New Jersey, Michigan, Massachusetts, Illinois, Maryland ve Colorado eyaletlerindeki toplam can kaybının yüzde 50'den fazla olduğu kaydedildi.
'Acı bilanço, dile kolay 15 ayda 65.7 milyar dolar harcanmış’

Merkez Bankası (MB) rezervlerindeki hareketler 2019 yılından bu yana ciddi döviz kaybının yaşandığını ortaya koyarken, dolar kurunu 7 TL sınırında tutmak uğruna milyarlarca dolar satış yapıldığına dair iddialar da gündemden düşmüyor.

Net uluslararası rezervdeki artış 2019’dan bu yana 66.7 milyar dolar olmalıydı. Ancak MB, bilançosunda sadece 900 milyon dolarlık artışa işaret etti. Aradaki 65.7 milyar dolar tutarındaki fark, milyarlarca dolar satış yapıldığına dair iddiaları güçlendirdi.
'Oturduğun evi satıp yeni ev sahibine kiracı olmaktan farkı yok'

Ekonomistler ve yatırımcılar, tükenmiş rezervlerin şoklara karşı Türkiye’yi savunmasız bırakacağı konusunda uyarıyor. Net uluslararası rezervde 2019 yılından bu yana 66.7 milyar dolarlık artış görülmesi gerektiğini ancak bilançonun sadece 900 milyon dolarlık artışa işaret ettiğini belirten deneyimli bankacı Kerim Rota, “Dile kolay 15 ayda (Ocak 2019- Mart 2020) 65.7 milyar dolar harcanmış” dedi.

Rota, MB’nin “kendi malı” olan dövizi satarak, swap yoluyla gecelik veya haftalık vadede emanet gelen yani borçlanılan dövizi net rezerve ilave ettiğini söyleyerek, “Böylece net rezervdeki kayıp da telafi edilmiş oluyor.

Bir nevi "oturduğun evi satıp yeni ev sahibine kiracı olmaktan farkı yok” yorumunu yaptı. Kerim Rota, MB rezervlerinin hızla erimesine neden olan döviz satış trafiğinin nasıl gerçekleştiğini de anlattı.
Akademi Dergisi
Photo
Konya'nın Karapınar ilçesinde oluşan ve sayıları 350'yi geçen obruklar, yerleşim yerlerinin yakınında, tarlaların ortasında veya kara yollarının yakınlarında olduğu için gün geçtikçe bölge halkını endişelendiriyor.
Türkiye'de hazine'nin borçlanması bütün zamanların rekorunu kırdı

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ocak-Nisan döneminde Hazine'nin net borçlanması geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 119 artışla 56,1 milyar TL'den 123 milyar TL'ye yükseldi. Yılların ilk dört ayları itibarıyla 2020'deki 123 milyar TL'lik net borçlanma, tüm zamanların en yüksek rakamı oldu.

Ocak-Mart döneminde 63,3 milyar TL olan Hazine'nin net borçlanmasına, Nisan'da aylık bazda rekor olan yaklaşık 59,7 milyar TL eklendi. Önceki aylık bazda rekor net borçlanma 41,9 milyar TL ile Şubat 2020'de gerçekleşmişti. 31 Mart 2020 itibarıyla merkezi yönetim borç stoğu 1 trilyon 462 milyar TL seviyesinde bulunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, önceki gün yaptığı açıklamada, Mayıs'ta 40, Haziran'da 22, Temmuz'da 27 milyar TL borçlanmaya gideceğini açıkladı. Hazine, 2020'nin ilk üç ayında 26,4 milyar TL nakit açığı vermişti. Büyük bölümü karantinada geçen Mart ayında Hazine'nin nakit açığı 40,4 milyar TL ile rekor kırmıştı.
Akademi Dergisi
Sanhedrin hahamları kendi acizliklerini, çapsızlıklarıı kabullenemeyerek faturayı alt tabakaya kesmeye de çalışıyor. Bunlardan biri de Netenyahu... Netenyahu yalnız kalmış durumda. Sanhedrin hahamları onu çok yetersiz, sorunlu ve işe yaramaz görüyorlar.…
İsrail'in başkenti Tel Aviv'de yüzlerce kişi, Başbakan Netanyahu ile koalisyon hükümetini protesto etti.

İsrail'in başkenti Tel Aviv'deki Rabin Meydanı'nda buluşan yüzlerce kişi koronavirüs salgını nedeniyle sosyal mesafe kurallarına uyarak hakkında yolsuzluk davaları açılan Başbakan Netanyahu ile koalisyon hükümetini protesto etti.

Başbakan Netanyahu ve Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz 20 Nisan’da koalisyon hükümetini kurma konusunda anlaşmıştı.

Eylemciler hakkında yolsuzluk davaları açılan Netanyahu'nun koalisyon anlaşması ile iktidarda kalmasını protesto ediyor.

Eylemciler, protesto boyunca sık sık 'Yolsuzluk hükümetine hayır diyoruz' sloganı attı.
Muharref (Tahrif edilmiş, aslından bozulmuş) olan Tevrat'a inanıp da yol alan herkes bir aşamadan sonra Satanist olmak zorunda.

Geçen sene de yazmıştım, Ankebut Ağı'nın mensupları arasında hakim olan inanç sistemi, milletimizin anladığı manada bir Yahudilik/Musevilik değil. Bu ağda yaygın olan inanç Şeytan'a tapınma seviyesinde. Ve yine yıllardır yazdım, durdum ki Mason teşkilatı da Satanist bir teşkilattır. "Kainatın Ulu Mimarı" dedikleri, sorulduğunda kim olduğunu net söylemedikleri kişi İblis'in ta kendisidir. Mason teşkilatında 33 derece vardır ve 17 dereceden sonra her Mason Satanist olmak zorundadır. Zan etmeyin ki Masonlar sadece keçi kurban ederler. Onlar da İblis'e insan kurban ediyorlar.
Tayyip'in son halleri ve konuşmaları hiç iyi değil.

Bana ulaşan son bilgilere göre Tayyip bittiğini anladı. Aslında anlamaya çoktan anlamıştı da inkar ediyor, kabullenmek istemiyordu. Artık kabullenmiş gibi bir hali var.

Kendisine ve çetesine hareket alanı bırakmadığımı, bir yeri kapatsa diğer yeri patlatacağımı, bana gücünün yetmeyeceğini, kendisini bitirirken içinde bulunduğu uluslar arası sistemi (Ankebut Ağı'nı) de dağılma aşamasına getirdiğimi görüyor.

Bundan sonra moral motivasyonu yıkıldığı güne kadar sıfır olacak. Bundan sonra ona gün yüzü yok. Ettiğini çok fena bulmaya/çekmeye başlayacak. Her sabah güneş doğacak ama hiçbir zaman karanlıkların, korkuların, paniklerin, daralmaların içinden çıkamayacak.

Bütün detaylarına kadar kaçış planları hazır ama kaçmalarına izin vermeyeceğim. Diyelim ki bunu yapamadım ve kaçtılar, hepsini tek tek toplatıp aldıracağım.
CIA'dan İbrahim Kalın'a ve Hakan Fidan'a yeni talimatlar geldi.

Aleyna Tilki'nin ve içinde bulunduğu, bağlantılı olduğu Yahudi/Satanist çetenin diğer üyelerinin her anlamda korunması ve kollanması talimatı geldi.

Hem halktan insanların saldırılarından korunmaları için ek tedbirler alınmasını istediler hem de adli makamların bir operasyon yapmasının engellenmesini istediler.
Tilki bunlar, tilki ama biz de aslanız, meydan bırakmayız.

Aleyna'yı bu güne kadar da sürekli kontrol altında tutan ve yönlendiren bir kadın var. Bütün Türk milletinin ve özellikle Türk kadınlarının ve genç kızlarının namusuna açıkça kastetmiş olduğu halde sözde Türk basın ve medyası tarafından hep el üstünde tutulan ve devasa bir namussuzluk projesi kampsamında Ankebut Ağı tarafından kullanılan ve kollanan bu kadın, cezaevinde iken yaptığım manevralarla nihayet ayağını kaydırdığım Sabetaycı gizli Yahudi Ayşe Arman.... Arman'la Tilki telefon görüşmesi yaptılar.

Tilki: Ben bu yazılardan çok rahatsızım, karşılık verilmeyecek mi?

Arman: Bir süre sessiz kal, her şeyden uzak dur. Geri planda kal. Sivrilme. Kendine dikkat et. Dikkat çekecek bir şey yapma.

Tilki: Ne yapacam beeen, böyle mi durcaaaaım

Arman: Yaşamak istiyorsan, başına bir şey gelmesini istemiyorsan, öyle duracaksın
Cezaevinde iken, ilk 4-5 ay bunlara ciddi bir karşılık vermedim, kendimi zayıf gösterdim ama bir an geldi "Beklediğim şartlar oluştu. Karşı cepheyi bir sarsıp kendine getirmemin vakti." dedim ve sert bir müdahaleyi bir anda yaptım.

Beni çaresiz kalmış gibi görüp olmadık davaları başıma yığmaya başladıklarında ve nihayet on sene sonra Cumhurbaşkanına hakaret suçlaması ile yargılanma imkanını bu şekilde bulduğumda, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesine SEGBİS üzerinden bağlanarak bunları hoplatan bir ifade verdim. Bir oldu bitti ile bana cumhurbaşkanına hakaretten de ceza vermeyi düşünüyorlardı ama neye uğradıklarını şaşırdılar. İfademde "AKP bir siyasi parti değil, organize suç, terör ve ihanet örgütüdür. Bu örgütün Türkiye kısmında en etkili isimlerden biri de sahte diplomalı, gayr-i meşru cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dır." dedim ve devamında organ işine, uyuşturucu işine , bildiğiniz hususlara birkaç cümle ile temas ettim. "Delillerim var, yargılanmak ve delillerimi sunmak istiyorum" dedim.
"Kalk lan ayağa, sen kime şov yapıyorsun."

Hakim onların adamıydı. Sabetaycı gizli Yahudi olan Fatih Erdemir'di. Mahkemede adını soruyordum, adını veremiyordu. Çünkü Sabetaycıları ciğerlerine kadar tanıdığımı/bildiğimi biliyordu. Ben bu ifadeleri verince elini kürsüsüne vura vura, mahalle serserilerinde görülebilecek tavırlar sergileye sergileye yargılamayı sabote etmeye, bu ifadeleri verdirmemeye, yazdırmamaya çabaladı. Bir an geldi "Kalk lan ayağa, sen kime şov yapıyorsun." dedi. Bir an geldi "Gel buraya gel. Ben Muğla'dayım. Üç çocuğum var, ne yapacaksın" dedi. Planı, yargılamanın/duruşmanın devam edemeyeceği bir ortam oluşturmaktı. Beni sinir krizlerine sokmaktı. Bütün hünerini sergiledi ama ben buz gibi soğuk kaldım, niyetini anladım, ona fırsat vermedim. Her seferinde sakinleştirdim, sarstım, kendine getirdim, bazen sözlerimle dövdüm ve yeri gelince "Siz bir hakimsiniz. Ben sarsıcı da olsa böyle iddialarda bulunmuşsam, bana bunların delilini sorup yargılamalısınız. Böyle davranamazsınız. Sizi HSK'na da şikayet edeceğim." dedim. "Et lan, et. İstediğin yere et" falan diye bağırsa da çaresiz sakinleşti ve ayar aldı. O duruşma çok geniş anlatılmalı. Daha sonra genişçe anlatırım, o duruşma tarihe geçen bir duruşma olmuştu.